Türk sinema tarihinin başlangıcı, kesin olarak onaylanmasa da, Ayestafanoz’taki Rus Abidesinin Yıkılışı olduğu savunulmaktadır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusların Ayestafanos’a diktiği zafer anıtını Osmanlı’nın yıkması ve bu olayın bir Türk tarafından 150 metrelik belge filmine çekilmesi sonucunda Türk sineması başlamış olur. Türk sineması kah toplumsal sorunları ele alışı ile karşımıza çıkar kah bir aşk ile dokunur hayatımıza. Geçirdiği süreçte nice yönetmen, oyuncu ve senarist Türk sinemasının yapı taşlarını oluşturmuştur. Sinema tarihimize adını yazdıran, bugünlere gelmesinde büyük etken olan filmleri sizler için listeledik. İyi okumalar!

 

Susuz Yaz (1963)

sinemaÜlkemizin uluslararası alanda ilk başarısıdır. Böylelikle Berlin Film Festivali’nde ‘Altın Ayı’ ödülünü kazanan Metin Erksan yapımı film olarak bilinmektedir. Başrollerini Hülya Koçyiğit, Erol Taş ve Ulvi Doğan paylaşmaktadır. Hülya Koçyiğit’in ilk filmi olması yanı sıra Erol Taş’ın müthiş oyunculuğu ile üzerine işlenen kötü adam rolü bu filmle anlamlanmıştır.

Film 1960 darbesi dolayısıyla ortaya çıkan ‘toplumcu gerçekçilik’ akımından nasibini almıştır. Necati Cumali’nin Aynı adlı kitabından çevrilmiştir.


Sevmek Zamanı (1965)

Başrollerini Müşfik Kenter, Sema Özcan ve Süleyman Tekcan’ın paylaştığı Metin Erksan yapımı film Türk sinemasına yeni bir soluk getirme açısından büyük önlem taşır. Duvarda gördüğü porteye aşık olan Halil’in hikayesini anlatan film, aşkın bütün yanlarıyla daha üstün olduğunu gözler önüne sermektedir. Böylece tutkuların yalın bir dille aktarılması izleyiciyle doğrudan iletişim sağlamada önemli bir etken oluyor.


Vesikalı Yarim (1968)

Türk sinema tarihiAlışılmış betimlemelerin dışına çıkmış bir diğer film ise Ömer Lütfi Akad yapımı Sevmek Zamanı filmidir. Filmde Yeşilçam’ın ruhumuzu ahenkte dans ettiren havasını hissederken aynı zamanda kendimizi farklı bir dünyada buluruz. Bunun en büyük sebebi ise evli bir adam-konsamatris aşkını anlatıyor oluşudur.

Oyunculukların gücü ve Akad’ın yalın anlatımı ile bütünleşen film, bilfiil kendisine eşlik eden şarkılarla bütünlük kazanır.


Umut (1970)

Yılmaz Güney’in senaristliğini, yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptığı film, politik Türk sinemasının ilk örneklerindendir. Bütün yönleriyle toplumun dışında kalmış, ötekileşmiş, ailesinin geçimini sağlayamayan bir adamın umuda bağlanışının anlatıldığı filmde aslında bir umutsuzluk resmedilmiştir. Filmde başrolleri Yılmaz Güney, Tuncel Kurtiz ve Gülsen Alnıaçık paylaşmaktadır.


Selvi Boylum Al Yazmalım (1977)

sinema tarihiSevgi neydi ?

Sevgi iyilikti, dostluktu; sevgi emekti.

Replikleriyle hafızalarımızda büyük yer edinen, Cengiz Aytmatov’un aynı isimli kitabından uyarlanmıştır. Elbette Türk sinemasının yapı taşlarındandır. Oyuncularından çok yönetmeni Atıf Yılmaz ile ön plana çıkmıştır. Aynı zamanda trajik sonu ile sinemaya yeni bir anlayış getirmiştir.


Sürü (1979)

Bir Yılmaz Güney senaryosu, Zeki Ökten’in yorumlaması ile ortaya çıktı. Topyekun film gerçekçilik anlamında oldukça etkilidir. Olayların anlatılış biçiminde Tuncel Kurtiz ve Tarık Akan’ın müthiş oyunculuğu ile bütünleşerek içimizden bir hikayeyi gözler önüne sermiştir.  Film hem çıktığı dönemde hem yıllar sonrasında bir çok ödülle taçlandırılmıştır. Ayrıca Melike Demirağ, ezilen kadının, ezilen toplumun sessizliğini, oyunculuğu ile yansıtarak SİYAD En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görülmüştür.


Yol (1982)

“Hüznün sayısız tonu, bir çok yüzü vardır; çiçekler, kuşlar, rüzgarlar gibi. Ben bazı yakın arkadaşlarım aracılığıyla hüznü, sevgi ve kederi anlatmaya çalıştım. Her ne kadar bazıları tarafından anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da.”

Sözleriyle başlayan film Yılmaz Güney’in hapishane arkadaşı Şerif Gören ile birlikte bizlere sunduğu bir başyapıttır. Bayram iznine çıkan beş mahkumun hikayesini anlatır. Toplumumuzun yaralarını genel anlamda açık bir dille gözler önüne sermektedir. Cannes film festivalinde Altın Palmiye ödülünü kazanan filmin baş rollerinde Tarık Akan, Şerif Sezer, Halil Ergün, Meral Orhonsoy gibi isimler paylaşır.


Anayurt Oteli (1987)

filmYusuf Atılgan’ın edebiyat dünyasına adını yazdırmış kitabından uyarlanan film insan psikolojini ele alan sayılı eserlerdendir.

Ömer Kavur, filmde geçen tarihlere vurgu yaparak faşizan bir dünyayı; bir taşra dünyasını anlatmak amacında olduğunu bir röportajında belirtmiştir.

Filmde Zeberçet’in ihtiraslar arasında sürüklenen şizoid karakteri anlatılmaktadır.


Masumiyet (1997)

Şehir hayatının pek de görünmeyen tarafındaki insanları ele alan film Zeki Demirkubuz’un en iyilerindendir. Hapishane’de kaldığı yıllarda dahi masumiyetini kaybetmeyen Yusuf filmin temsil ettiği karakterdir. Yıllar önce masumiyetlerini yitiren Uğur ve Bekir hayatın karanlık yollarını, ahlak unsurlarını temsil eder. Karakterlerin aynı doğrultuda ilerleyen hayatları seyirciyi farklı bir bakış açısına yönlendirir.


Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)

Bu filmde insan kendini bir Sait Faik öyküsünün içinde hisseder. Her karesinde ayrı bir derinlik barındırır. Film şüphesiz Nur Bilge Ceylan başarısının sırlarını bize açıkça aktarıyor.  Şüphesiz oyuncular, teknik ekip, mekan ve senaryo ile tam anlamıyla bir kolektif çalışma örneğidir.

Film, bir olaydan öte bir bölgeyi, toplumsal yapıyı ve farklı mesleklerdeki insanların farklı karakterlerini çok iyi şekilde bizlere aktarmıştır.

 

Biyografi türündeki film önerilerimizin bulunduğu yazıya buradan ulaşabilirsin!