Libro Projesi, meslek yaşamlarında ilham kaynağı olan kişiler tarafından tavsiye edilen kitap listelerinden oluşmaktadır. Bazı kitaplar mesleki içerikte olmasa da yetkinliklerinizi geliştirmede size yön verecek şekilde seçilmiştir. Libro listelerinin size fayda sağlayacağını umut ediyoruz. Ahmet Erözenci kimdir?


Nur Ahmet Erözenci Kimdir?

1956 doğumluyum Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesiyim. Mesleki yayınlarımın yanı sıra yayımda on bir romanım var.


Nur Ahmet Erözenci Kitap Önerileri

Nutuk – Mustafa Kemal Atatürk

Nutuk’u ilk olarak lise sonda, 1974 yılında okumuştum. Üniversiteye giriş sınavları yaklaşıyordu ve hangi mesleği seçeceğime karar vermemiştim. Başarılı bir öğrenim hayatım olmuştu ve hocalarım istediğim herhangi bir fakülteyi kazanabileceğimi söylüyorlardı. Fen hocalarım o alanda, sosyal hocalarım ise kendi alanlarında bir meslekte başarılı olacağım yönünde konuşmalar yapıyorlardı. Bu kafa karışıklığı içinde Nutuk’u okumaya, evde okuyacak başka kitap kalmadığı için başladığımı itiraf etmeliyim. Okudukça elimde bir tarihi, Türkiye’nin kuruluşunu anlatan bir kitaptan çok daha fazlası olduğunu fark ettim. Kitapta, tuttuğu yolun doğruluğuna inanan bir kişinin önderliğinde başta bir avuç, sonra giderek artan sayıda insanın ortak ülkülerine kavuşmak için koşulların ne olduğuna aldırmaksızın yaptıkları anlatılıyordu. İçinde bulundukları durumdan hiç şikayet etmeden, olanaksızlıklardan yakınmadan ne koşulda olursa olsun ellerinden gelenin en iyisi yapmaya çaba gösterenlerin hikayesiydi Nutuk. İnsanların inandıkları hedefe ulaşmak için güçlerinin %100’ünü değil, %110’unu nasıl verdiği, vermesi gerektiği anlatılıyordu kitapta.

Nutuk bir tarih kitabı olduğu kadar yoklukta varlığı görenlerin hikayesidir. İnsan karakterleri, davranış özellikleri, tutarlılık, yılmama, vazgeçmeme, korkmama, bencillikten arınma, bireyin kendisini değil içinde bulunduğu toplumu düşünmesi öykülenir Nutuk’da. Nutuk bana ‘zor, korkutucu ve imkansız’ kavramlarının insanın sadece kafasında olduğunu öğretti. Kitabı bitirdikten sonra seçeceğim mesleğin bir masa başı işi olmayacağını, insanlarla dolaysız yoldan, hemen hergün ilgilenebileceğim bir meslek olacağını biliyordum. Tıp Fakültesine gitme kararımı açıkladığımda, ‘Ama uzun eğitim, sonra uzmanlık eğitimi, arkadaşların iş sahibi olmuşken sen daha okuyor olacaksın,’ diyenlere verdiğim yanıt Cumhuriyet’in bir günde kurulmadığı oldu. Yıllar içinde önüme çıkan her zorlukta Nutuk’u tekrar aklıma getirdim; onlar o koşullarda başarmışlarsa ben neden yapamayayım, diye sordum kendime. Hangi mesleği seçecek olursa olsun, tüm gençlerin Nutuk’u başucu kitabı yapıp okumalarını öneririm.


Pardayanlar – Michel Zevaco

Şövalye de Pardaillan, 
Fransa’nın çok eski ve asil bir ailesine mensup olmakla birlikte, zamanla çok yoksul düşmüş biridir. Bütün hayatı savaş meydanlarında geçmiştir. Bir köşeye çekilip servet yapmaya asla heves etmemiştir. 
Şövalye de Pardaillan, savaş çarkının dişlileri arasında yaşlanmaya yüz tutmuş, elli yaşlarında bir adamdır. Fransa ve diğer komşu ülkelerin bozuk yollarını çok iyi tanıdığı, en yüksek ücreti verenin hizmetine giren paralı askerlerden biridir. 
Pardaillan, yaz-kış zırhlı elbise giyer, topuklarına kadar uzanan bir kılıç taşır. 
Fransa’nın hemen her yanını karış karış bilir, girdiği yüzlerce çarpışma sonucunda vücudu baştan başa yara izleriyle kaplı, yanık yüzlü, son derece saf, yürekli, korku bilmez bir kahramandır.
Kendisine iyilik edenlere gönül borcunu hiç unutmaz ve yanında çalıştığı insanlara son derece bağlılıkla hizmet eder. O bir şövalyedir…


Yol Böyle Gelmiş Böyle Gitmez – Aziz Nesin

Esin perisi denilince gözümün önüne altı balık, üstü kız olan denizkızı gibi bir havakızı geliyor;

Esin perim yok ama, benim de esin cinim, esin cadım, esin devanam var. Benimkilerin yarısı kuş, yarısı kız değil, olsa olsa onda biri insana geri yanı canavar. Omzuma tünememiş, sırtıma binmiş, ben altta iki büklüm, kan ter içinde, yorgun, bitik… Hem benim esin cinim, esin cadım bitane değil, sürü sürü… İkisi inse, üçü biniyor sırtıma.

Benim sırtıma binmiş, üstüme çullanmış olan esin cadıları, esin cinleri, esin canavarları durmadan buyuruyor, zorluyor, azarlıyor: Benim esin cinlerim, cadılarım, canavarlarım: Kira isteyenlerim, para isteyenlerim, alacaklılarım, bitürlü bitip tükenmeyen gereksinimler.


Haldun Taner öyküleri

Yaşasın Demokrasi (1949), Tuş (1951), Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu (1953), Ayışığında “Çalışkur” (1954) On İkiye Bir Var (1954) adlı ilk beş kitabıyla sağlam bir okur kitlesi oluşturan Haldun Taner, On İkiye Bir Var ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nın ilkini almış, Sait Faik ve Orhan Kemal’le birlikte öykücülüğümüzün sacayaklarından biri olmuştu. 1967’de ise Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu ve On İkiye Bir Var kitaplarında yer alan 13 öyküyü Konçinalar adıyla Varlık Yayınları’ndan çıkararak öykücülüğümüzdeki yerini güçlü bir biçimde anımsatmıştı.


Sait Faik Abasıyanık Öyküleri

Türk hikâyeciliğinin önde gelen yazarlarından sayılan Abasıyanık, çağdaş hikâyeciliğe yaptığı katkılarla Türk edebiyatında bir dönüm noktası sayılır. Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yeniliklerle “kökü kendisinde olan” bir yazar olarak kabul edilir. Klasik öykü tekniğini yıkarak doğayı ve insanları basit, samimi, hem iyi hem kötü taraflarıyla oldukları gibi fakat şiirsel ve usta bir dille anlattı. Bunu yaparken diğer çoğu Cumhuriyet sonrası sanatçısı gibi Batı’daki gelişmelere bağlı kalmadı, hiçbir edebî anlayışın etkisinde hareket etmedi ve belli bir tarzın takipçisi olmadı. Toplumun problemlerine değil bireyin toplum içindeki sorunlarına yönelen yazar, öykülerinde çoğunlukla kendisinden yola çıkıp bireyler hakkında yazarak insan gerçeğini anlamaya çalıştı. Çoğunlukla şehirli alt sınıfın hayatını yazan Abasıyanık, balıkçı, işsiz, kıraathane sahibi gibi karakterleri anlattı. İnsanların yaşama biçimlerini, isteklerini, tasalarını, korkularını ve sevinçlerini irdeleyerek, toplum meselelerinden çok “insanı ele alan sanatçılar” sınıfında yer aldı. 1930’larda başladığı yazı hayatı boyunca “sorumlu avare”, “gözlemci balıkçı”, “çakırkeyf sirozlu”, “küfürbaz şair”, “müflis tacir”, “züğürt yazar”, “hamdolsun diyemeyen rantiye”, “anadan doğma çevreci” gibi sıfatlarla anılan Abasıyanık’ın tüm yazdıkları bir şair duyarlılığı içerdi. Hikâye, roman, şiir yazan, çeviriler ve röportajlar yapan sanatçı bütün bu türleri kendine özgü tarzı ile kaynaştırdı. Yazarın, anlık heyecanlarını yansıtan izlenimci ve fovist ressamların üslubunu anımsatan bir tarzı olduğu söylenmiştir.


Aziz Nesin Öyküleri

Aziz Nesin hayatı boyunca birçok esere imza atmış bir yazardır. Nesin, kariyerine 1944 yılında Millet Dergisi ile başladı. Sonrasında Sabahattin Ali ile birlikte Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba adlı dergileri çıkardı. Kısa sürede dünya çapında tanınan bir mizah yazarı oldu. Bunun yanında kendi başına yayınladığı Zübük isimli bir dergisi bulunmaktadır. 1956 senesinde Bir Ara Düşün Yayınevi’ni kurmuştur. 1973 senesinde Türk Mizahı isminde bir de antoloji düzenlemiştir. 1972 senesinde Nesin Vakfı‘nı kurdu. Bu kurumda her sene 4 kimsesiz çocuğu okutarak, meslek sahibi yapılmıştır. Hayatını bağımsız bir yazar olarak devam ettirdi. 


Tek Adam – Şevket Süreyya Aydemir 

Şevket Süreyya Aydemir Tek Adam’da değişen bir dünyada çöken bir dinsel – geleneksel imparatorluktan ve Sevr’i imzalanmış bir kalıntıdan,yepyeni bir ulusun ,yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.

Tek Adam, sadece Türk Devrimi´ni değil, aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk´ün kişiliğinde, bir devrimciyi de çok iyi çözümleyen okuyucuya aktaran bir başyapıt…

– Emre Kongar


İkinci Adam – Şevket Süreyya Aydemir 

İkinci Adam’da, Tek Adam isimli üç ciltlik eserimizde konu olarak alınan Atatürk hadisesini, günümüze kadar izleriz. Şu yönleri ile ki, bu hadise, Atatürk’ü doğuran şartlar içinde Atatürk’ün zuhuru ile başlamıştır. Bu hadise, 1920-1938 devresinde, Atatürk’ün, bayrağını taşıdığı bütün olaylarda, Mustafa Kemal ve İnönü’nün Kader Birliği içinde gelişmiştir. 10 Kasım 1938’de Atatürk fani hayattan çekilince de, Atatürk’ü devam ettirmek ve onu ikmal etmek görevi, İsmet İnönü’nün omuzlarına, bütün ağırlığı ile oturmuştur… Atatürk devam ettirilmiş ve ikmal edilmiş midir? İşte bu problemdir ki, İkinci Adam’ın bu cildinde, bütün olaylarda istifhamını çizen bir konu olarak yaşar. Şimdi İkinci Adam’ın İkinci cildinde bu uzun hikayenin 1938-1950 devresini bulacaksınız.

 

Daha fazla kitap önerisi için Libro Projesi kapsamındaki tüm yazılarımıza kesinlikle Microfon Blog‘tan ulaşabilirsin!

Elbette bir önerimiz daha var! Microfon’un kurucusu Mesut Keskin’in önerilerine ulaşmak için buradan yazıya geçiş yapabilirsin.